İpek Yolu Kongresi - İstanbul 27-29 Ekim 2013

İransız İpekyolu Taslağı İcra olunamaz

 

Giriş

İpek yolu daha doğrusu Çini Orta Asiya vesıtası ile Yakın Doğu, Kara Deniz, Hazer Denizi ile birleşdiren kervan yolu olmuşdur. Bu yolun çeşitli ulusların siyası, diplomatik ve kültürel ilgilerinin gelişmesine esas rolu olmuştur.[1]

İpek yolu sadece bir ana hat değil, çeşitli kervan yollarını birleşdiren ve ilk başlanğıcını Çindeki Xiyandan başlayan ve Avrupada Romanın ticaret yollarına birleşen yol idi ve VII-VIII yüzyıllarda daha fazla önemi ve idi.[2]

İpek yolunun daha adlım ve işlek olmasında Türk devlet ve uluslarının önemli rolları olmuştur.

Özbeklerin bir atasözlerinde deyir: kainatda iki büyük yol vardır: Göy yüzün de samanyolu, yeryüzünde ipek yolu.

İpek yolu Türk uluslarının Çin, Hindistan, Rusiya, Ərab ülkelerinin milletleri ile ikisadi ilişlkilerin yaranmasında ve genişlenmesinde önemli rol oynamıştır, türklerin yeni yeni yerlerde yerleşmelerine, onların arasında bilim ve kültürün karşılıklı gelişmesine büyük etki bırakmıştır.[3]

18 yüzyılda da İngiltere tacirleri kendi ticari mallarını İstanbul-Trabzon yolu ile Tebrize getiriyorlardı. Bu yol Tebrizin eski ipek yolu idi.[4] (اشرف (1359) 52)

İpek yolunun en önemli merkezi duraklarında biri olan Tebriz, Türkün Kapısı adlanan Nahçıvan Şeherinin de gelişmesine etki bırakmıştır.

Miyana karvansaray, Halat Puşan, Göy Mescit, Acı Çay, Terbiyet cad., Yam karvansarayı eski ipekyolu duraklarında hala mamurdur.

Sultan 1 Toğrul, Atabey Muhammad Cavan Pehlivan, 1 şah Tehmasib ve 1 şah Abbas bu yolu daim kendi dikkatlerine almışlar.

 İpek yolu Çinden başlayır İtalya`ya kadar devam eden bir yoldur. Eski dönemler ve ortaçağda Çinden Orta ve Ön Asiya Ülkelerine giden kervan yoludur.

Millattan 4-5 yy. önce faaliyete baslayan ipekyolu, çin, Moğolistan, orta Asya, Azerbaycandan geçerek Akdeniz ve Karadeniz sahili ile Avrupaya kadar devam etmiştir. “İpek yolu” kavramı bu istikamette taşınan Çin ipeğine rağmen, artık X-XI yüzyıllarda Azerbaycan ipeği onu yoldan sıkıştırmağa başlamıştır.

Büyük ipek yolunun ilk istikameti Güney Azerbaycan topraklarından geçtiğinden ve Tebrizi bir yol üstü merkez yok bir ticari, iktisadi ve kültürel yerleşim ocağına çevirmiştir ve Nahcıvan, Gence, Beylegan, Derbend, Şek, Şirvan ve Eherde ipekçiliğin gelişmesine neden olmuştur ve olnarın her birinin ipekçilik merkezine dönüşmelerine ortam yaratarak meşhurlaştırmıştır.

Tebriz İranın en önemli şehirlerinden ve Doğu Azerbaycan eyaletinin merkezidir. İpek yolu Tebrizden geçermiş, Tebriz tarihi boyunca ipek yolu üzerinde bulunmuş, zengin bir ticaret merkezine çevrilmiştir. Akkoyunlular ve safevi devletinin başkenti olan Tebriz bir ticari ve iktisadi merkez olarak önem kazanmıştır.

 Elhanlılar dönemi (1256-1336)

İlhanlılar zamanında Tebriz, dönemin ticari ve kültürel alışverişlerinin merkezi ve zamanın en büyük şehirlerinden biriydi. Tebriz pazarlarında her türlü eşya kolaylıkla bulunabiliyordu. Tebriz, dünya zenginliklerinin aktığı, ticaretin hareketli olduğu ve çeşitli snatların geliştiği en zengin merkezlerden biri haline gelmişti. Öyle ki, İlhanlıra zamanında Tebriz şehrine ait vergilerin toplamı neredeyse çağdaş İngiltere veya Fransa krllıklarından her birinin bütçesine erişmiş bulunuyordu.̓ Bu dönemde Tebriz`de, büyük imar faaliyetleri başlamış, şehrin kuzeydoğusunda Reşidiye (Reb`-i Reşidi) denilen büyük bir eğitim ve araştırma merkezi kurulmuştur. Ortadoğu`daki şehircilik tarihinde Reşidiye örneği benzersiz bir mimarı abidesiydi. Dünyanın farklı memleketlerinden gelen 450 bilim adamı burada çalışıyor ve 7 bin öğrenci eğitim alıyordu. ̕

İlhanlılar döneminde Reb`- Reşidi`nin inşasının yanı sıra camiler, medreseler, türbeler, darüşşifa, rasathane, kütüphaneler, hamamlar, kervansaraylar, çarşılar, surlar da yapılmıştır. Ayrıca şehirde Ortodoks, Yahudi ve Hıristiyanlara ait dini kurumlar bulunmaktaydı.

Elhanlılar dovletinin merkezi olan Tebrizde ticaret özellikle gelişirdi ve Tebriz baş ticaret kervan yolu üzerinde yerleşirdi. XIV yüzyılın ilk çağlarında Tebriz ticaret yolu Sivas- Erzincan – Erzrum kervan yollarını birleştirirdi. Hoy şeheriden Tebrize giden yol Merend- sofiyandan geçirdi.

Dünya ticaretinin geçit kapısı olan Tebrizden kuzeye uzanan yol Erdebil-Bilesuvar- Mahmudabad- Şamaxı- Derbend, başka kolu ise Lenkeran- Berde- Gence- Şemkir- Tiflis idi.[5]

Akkoyunlular dönemi (1468-1501)

Tebriz`de Kayseriye (bugünkü Tebriz Kapalışarşısı) denilen çarşı da Uzun Hasan dönemine aittir. Dört köşeli ve pek geniş olan bu çarşıda kıymetli taşlar ve nadir kumaşlar satılıyordu. 15. yüzyılın en büyük hükümdarlarından biri olan Uzun Hasan zamanında Akkoyunlu Devleti, Doğu Anadolu`nun yanı sıra İrak, İran ve Azerbaycan bölgesine hākim olarak büyük bir imparatorluk halini almıştır. Hükümet merkezini Diyarbakır`dan Tebriz`e taşıyan Uzun Hasan, Anadolu`daki Akkoyunlu Türkmenlerinin birçoğunu da İran`a götürerek geniş imparatorluğunun farklı bölgelerine yerleştirmiş ve bu hızla Doğu Anadolu`da Türk nüfusunun zayıflamasına sebep olmuştur.

Uzun Hasan, siyasi başarısının yanı sıra ülkesinin imarına ve kültür hayatının gelişmesine de büyük önem vermiştir. Nitekim Tebriz`de muhteşem bir saray teşkilatı kurarak dönemin ileri gelen ilim adamları ve şairlerini etrafında toplamıştır. İlm adamlarını himaye etmesi ülkenin her tarafından gelen ilim ve sanat adamlarının sayısını her geçen gün artırmıştır. Bunlardan meşhur Celaleddin Devvani, Ahlāk-ı Celāli adındaki ünlü eserini Uzun Hasan`a ithaf etmiştir. Bunun yanı sıra Akkoyunlular`ın tarihi olan Kitab-ı Diyarbekriyye adlı eser de onun zamanında Ebu Bekr Tihrani tarafından yazılmış ve 1471 yılının sonunda tamamlanmıştır.

Uzun Hasan`dan sonra tahta Halil Sultan geçti, ancak onun kākimiyeti kısa sürdü. Yakup Bey hükümdarlığı ele geçirince onu öldürdü. Sultan Yakup, Uzun Hasan`dan sonra Akkoyunlu hanedanının en güçlü hükümdarıdır. Şiraz ve İsfahan`da çıkan isyanları bastırmış, Gürcüler üzerine de defalarca sefer düzenlemiştir. Sultan Yakup`un kendisi de sair ve iyi tabiatlı bir insandı. Babası gibi ilim adamlarını himaye ederdi. Sultan Yakup, oldukça sakin geçen 12 yıllık hākimiyeti döneminde (1479-1491) sarayına edipleri toplamış ve 1484 yılında Sahib-abad bahçesinde “Heşt Beheşt” sarayını inşa ettirmiştir. 1478 yılında başlayan inşaat, 1484 yılında bitmiştir.

Sultan Yakup`tan sonra oğlu Baysungur, sonra ona karşı çıkarılan Hasan Bey`in torunu Rüstem Mirza (1491) Akkoyunlu hükümetini ele geçirmiştir. Son olarak da Uğurlu Mehmet`in oğlu olan Ahmet Bey (boyu ve kollarının kısalığı ve şişmanlığından dolayı Göde lakabıyla meşhurdur), Osmanlı hükümdarı II. Bayezid`in desteğiyle 1497`de tahta çıkmış olsa da hākimiyeti pek uzun sürmedi. Sultan Yakup`tan sonra çocuklarının küçük olması ve diğer aile bireyleri arasında hükümeti tek elde toplamaya muktedir bir hükümdarın olmaması, imparatorluğun iç savaşlarla sarsılmasına sebep olmuş ve sonunda genç ve kudretli Şah İsmail, Akkoyunlu hākimiyetine son vererek Safevi Devleti`ni kurmuştur.

Karakoyunlu Cihanşah, Akkoyunlu Uzun Hasan ve onun oğlu Yakup zamanında Tebriz, kitap sanatında ve mimarlıkta öncü bir merkez haline gelmiştir. Akkoyunlu hākimiyeti sona erdikten sonra Tebriz`de 16. yüzyıl başlarından itibaren Safevi hākimiyeti kurulmuştur. Böylece bölgede iki büyük Türk devleti olan Osmanlı ve Safevi arasındaki rekabet başlamıştır.

Safevi dönemi (1501-1722)

Safeviler zamanı Tebriz Osmanlı imperyasını Batıya ilerlemek yolunda kendisi için en ciddi rakib sayırdı. Safevi Şahı 1 Tahmasib İlhanlar zamanından tacir ve sanatcılardan alınan tamğa vergisini leğvetmişdi. Hasan Bey Rumlunun yazdığına göre, 1 Şah Tehmasib 30.000 tümen mebleğinde olan tamğanı leğvetti.[6]

Safevi şahları yabancı ticaret ve tacirlere her zaman hamilik edirmişler.

Örneğin Şah İsmayıl, büyük tacir karvanının yağmalanması haberin alınca, suçluları cezalandırmıştır.[7]

Tebriz safeviler devrinde İranın daha büyük ticaret merkezine çevrilmiş, Avrupa ülkeleri ile ticari ilişkilerin en önemli vasıtası olmuştur.

1645 yılında Tebrizde olmuş Fransalı Labullay, Tebrizin ticaret durumunu şöyle vasfediyor:

“Tebriz Asiyanın en meşhur ticari şeheridir. Ticaret kevnanları oraya her türlü mal getirir. Bat ülkelerinden ve Hindistan ve Venesyadan oraya altun, gümüş, kahrebe, mercan, ince kumuşlar, Döğü ülkeleri Tibet ve Çinden ipek, yakut, almas, Şile adlı tasvirli ketan kumaş çeşitli adviyeler getirilir. Bu şeherde çok ipek dokuculuk malları üretilir yunan ve Afrikaya gönerilir.[8]

İpekyolu Çinde “Batı Han” silsilesi şahı “Cang Çiyan” eli ile açılmıştır, Çinin eski Çanan şehrinden İtalyanın Rom şehrine gibi devam ediyormuş. İşbu yolun Çüney ve Kuzey kolları olmuştur. Güney kolu Dun Havank`dan başlayır, İrandan Romaya kadar uzanıdrı. Kuzey kolu ise güneybatıdan geçiyormuş. Bir başka Deniz İpekyolu da olmuş ve Gvang Çu şehridnden başlar şimalı Afrikaya kadar uzanır.

Bu üç kol içinde İrandan geçen İpekyolu kolu daha işlek ve esas yol sayılır. İşbu yolun en önemli durağı Tebriz şehri idi. Tebriz ve İran dünya sivilizasiyasının gelişmlesinde çok önemli rol oynamıştır.

İşbu yolu ilkönce İpekyolu adlandıran almuniyal Ferdinand Rihtofen Çin ve İran ipeğinin italıyaya gitmesini vurgulamıştır.

Yakın yıllarda Amerika Birleşmiş Eyaletler makamları, İpekyolu taslağını vermiş ve İranın adı ve rolunu bu taslağa almamıştır. İşbu taslağın, İransız kuşkulu icrasında dünya için hiçbir yarar gözönüne alınmır.

Önergeler

- Tebriz aslında Doğu – Batı ticaretinin en esas merkezlerinden biri gibi araştırılmalıdır.

- Ortaçağlarda Tebriz yöresinde uluslararası kervan yoluna hizmet eden köprüler, geçitler, karvansaralar, kapalı çarşılar araştırılmalıdır.

Ortaçağlarda Tebrizde yaranan çeşitli sufi tarikatlarına mensup dervişlerin ibadet merkezleri olan Hanegahların uluslararası ticaret bıraktıkları etki araştırılmalıdır.

 


[1] Büyük İpek yolu ve Azerbaycan. http://www.Azerbaijan-chine.org./az/cointry07

[2] Hansen D. R. Dariz: Turfan Tın yeraltı su kanallar, 2004, s. 20.

[3] Budağov B. Büyük ipek (kervan) yolu, Tarix ve onun problemleri jurnalı, 1998, No. 3. s. 65.

[4]  احمد اشرف. موانع تاریخی رشد سرمایه‌داری در ایران دوره قاجاریه، تهران، 1359.

[5] Oldenburq. S. F. Qərbın Şərqlə əlaqəsi qədimdir. Çeviren: Vəliyev, İpek yolu jurnalı, 1998, No. 33, s. 57.

[6] Fərzəliyev Ş. Azərbaycan XV- XVII əsrlərdə, Bak, Elm, 1983, s. 85.

[7] Əfendiyev O. Azerbaycan Safeviler Devleti, Azerneşr, 1993, s. 213.

[8]  عون اللهی، سید آقا. اورتا عصرلرده تبریز شهری نین تاریخی، انتشارات یاران، تبریز، 1384، ص 169.